BlurXTerminator 2.0 AI4: optik aberasyon düzeltmesi, sahada test edildi
BlurXTerminator 2.0’a (AI4 modeli) güncellendikten sonra en çok öne çıkan yanı, güçlü optik aberasyon düzeltme yeteneği oldu. Bu yazıda ona her türden “sorunlu” görüntüyü verip denediğim testlerin izlenimlerini derliyorum — köşe aberasyonlarından ve çekim sırasında uzayan yıldızlardan tutun da parlak yıldızların doygun bölgelerinin geri kazanılmasına kadar.
Köşe aberasyonu: küçük yıldızlar yuvarlaklaştı
Önce D810 ile Sigma ART 105mm f1.4 (f2’ye kısılmış) kombinasyonuyla çekilmiş bir görüntüye bakalım. Bu tür bir objektifin kare kenarlarında zaten belirgin bir aberasyon vardır; yıldızlar çekilip türlü şekillere girer. AI4 düzeltmesinden geçtikten sonra kenardaki küçük yıldızların çoğu gerçekten yeniden yuvarlak hâle geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu etkiyi ilk gördüğümde biraz irkildim ve hemen güncellemeye koştum.

Çekimdeki hafif yıldız uzamaları da kurtarılabiliyor
Bir meraklı arkadaş, çekim sırasında yıldızların uzayıp çizgiye dönüşmesi durumundan söz etmişti. Ben de fırsattan istifade, çöpe attığım uzamış yıldızlı bir görüntüyü (yetersiz örneklenmiş, yani undersampled, veri) bulup AI4 düzeltme testine soktum — uzamış yıldızların hepsi geri kazanılmış gibi görünüyor. Köşe aberasyonlu görüntüden en büyük farkı şu: burada parlak yıldızlarda “güvercin” benzeri bir deformasyon ortaya çıkmadı, onlar da yuvarlak hâline geri döndü.

Dekonvolüsyon arka plandaki galaksileri daha belirgin kılıyor
Şimdi küçük bir mercekli teleskopla (halk arasındaki adıyla “kürdan teleskop”) çekilmiş bir görüntüye geçelim. Karenin arka planında farklı türden pek çok galaksi var. AI dekonvolüsyonu (ters evrişim) bittikten sonra galaksiler daha belirgin hâle geldi, yıldızlar ise hafifçe küçüldü — bazen hangilerinin yıldız, hangilerinin uzaktaki galaksi olduğunu ayırt etmek için iki kez bakmak gerekiyor.

AI4 her durumda AI2’den daha iyi değil
Burada bir karşı örnek hatırlatmak gerekiyor. Teleskobunuzda tam da “mor saçak” (purple fringing, yıldızların mora çalması) kusuru varsa, BXT ile düzeltme yaparken AI2’ye geçmenizi öneririm. Çünkü AI4 ile düzeltmenin sonucunda yıldızların çevresinde tam tersine doğal olmayan bir yeşil beliriyor — mor saçak yeşil saçağa dönüşüyor, yani bir sorunu bir başkasıyla değiştirmiş oluyorsunuz. Yeni model her zaman her derde deva değil; belirli bir kromatik aberasyon durumuyla karşılaşıldığında eski model daha uygun olabilir.

AI4 ile AI2’nin doygun bölgelerdeki kilit farkı
AI4’ün ilerlemesini çok iyi anlatan bir örnek var: Ülker (Pleiades) yıldız kümesinin yanındaki yansıma bulutsusu IC 349 (Barnard’s Merope Nebula). Merope’nin yanında yer alan bu yansıma bulutsusu, M45 işlenirken yıldızlar ve çevrelerindeki bulutsu dokusu iyice gerildiği için çoğu zaman yıldızın parıltısı altında kalır ve gözden kaçar. Hiç beklemediğim biçimde, 10 santimetrelik bir mercekli teleskopla çekip entegrasyonu yaptıktan sonra onu henüz doğrusal aşamadayken gözleyebildim; AI4 dekonvolüsyonundan geçirip Hubble Uzay Teleskobu’nun görüntüsüyle karşılaştırınca da gerçekten biraz benziyordu.

AI4’ün AI2’ye göre en büyük iki farkını özetlersek:
- Parlak yıldızların doygun bölgelerinde PSF’te eksik kalan kanal değerlerini tamamlıyor, bu sayede yıldızlar anormal bir mavi-mor renkten daha normal bir beyaz-maviye dönüşüyor.
- Doygun bölgelerin yakınındaki yıldız dışı özellikler için (örneğin IC 349) daha iyi bir dekonvolüsyon sonucu üretebiliyor.
Hubble görüntülerini doğrulama ölçütü olarak kullanmak
Bu karşılaştırma alışkanlığını biraz genişletirsek: görüntü işlemenin son aşamalarında, özellikle galaksi görüntülerinde, bazı küçük ayrıntıların gerçekten var olduğunu ve işlemenin ürettiği yapay bir artefakt olmadığını doğrulamak için sık sık Hubble Uzay Teleskobu görüntülerini karşılaştırma ve öğrenme kaynağı olarak kullanıyorum.
Elbette BXT işleminden sonra bile Hubble kadar net bir görüntü elde edilemez, ama en azından genel görünüm, HII bölgelerinin konumu ve tozun örttüğü yerlerin konumu birebir eşleştirilebiliyor. Aşağıdaki görüntüdeki gibi: solda amatör bir meraklının HST verisiyle işlediği M96, sağda ise 12 santimetrelik bir teleskopla çekilip işlendikten sonra %500’e büyütülmüş M96 var. İkisinin birbirini tutması bile, insana zahmetle yapılan işlemenin karşılığını aldığını hissettirmeye yetiyor.
